İrade ve alışkanlık, işleri yapmanın iki farklı motorudur; ikisini karıştırmak, pek çok iyi niyetin neden boşa gittiğini açıklar. İrade, bir dürtüyü bastırmak için gösterilen bilinçli çabadır — yatakta kalmayı yeğlediğiniz hâlde kendinizi spora zorlamak gibi. Güçlüdür ama sınırlıdır: öz denetim üzerine yapılan araştırmalar, çaba gerektiren frenlemenin günlük sınırlı bir rezervden beslendiğini gösterir; yani ne kadar çok karar ve ayartmayla karşılaşırsanız, geriye o kadar az irade kalır. Sabah yedide kolay gelen disiplinin akşam dokuzda buharlaşmasının nedeni budur. Alışkanlık ise farklı çalışır. Bir davranış otomatikleştiğinde artık o kıt rezerv için yarışmaz — işaret eylemi tetikler ve neredeyse hiç bilinçli çaba harcanmaz. Kalıcı değişimin arkasındaki sessiz kavrayış şudur: daha fazla irade toplayarak istikrarlı olmazsınız; ona daha az ihtiyaç duyarak istikrarlı olursunuz. Amaç, iradeyi bir kez, en başta, bir alışkanlığı kurmak için harcamak ve sonra otomatikliğin davranışı bedavaya taşımasına izin vermektir. Zincir yöntemi tam da bu geçiş üzerine kuruludur. Günlük eylemi küçük, işaretli ve kırılmamış bir zincirle görünür biçimde ödüllendirilmiş kılarak Zinciri Kırma, bir davranışın irade sütunundan alışkanlık sütununa geçmesine yardım eder — orada yorgun, dağınık ve motivasyonu düşük günlerinizi atlatır.
İrade mi Alışkanlık mı
İrade, bir davranışı zorlamak için harcanan sınırlı ve bilinçli çabadır; alışkanlık ise bir kez oluştuğunda otomatik işler. Kalıcı istikrar daha fazla iradeden değil, ona daha az ihtiyaç duymaktan gelir.