Sorun çoğu zaman senin disiplininde değil, kurduğun sistemde. En yaygın tuzak hepsi-ya-hiç düşüncesi: bir gün spora gitmeyince ya da meditasyonu atlayınca zihin bunu tam bir başarısızlık gibi yorumlar ve ertesi gün tümüyle bırakmayı kolaylaştırır. Oysa asıl zararı kaçırılan tek gün değil, o günün ardından gelen vazgeçiş verir.
İkinci neden alışkanlığı çok büyük başlatmaktır. Günde bir saat koşmak ya da her akşam iki bölüm kitap gibi hedefler, yorgun ya da meşgul günlerde ilk terk edilenlerdir. Küçük ve net bir başlangıç — beş dakika yürümek, tek sayfa okumak — kötü günlerde bile ayakta kalır ve zinciri korur.
Üçüncüsü ise affedici bir yapının olmamasıdır. Çoğu takip yöntemi bir günü kaçırdığında sayacı sıfıra döndürür; bu da haftalarca emek verdikten sonra tek bir aksamada her şeyi kaybetme hissi yaratır. İnsan beyni bu cezayı kaldıramaz ve bırakır.
Zinciri Kırma tam da bu üç noktayı hedefler. Alışkanlığı küçük ve tek karar hâlinde kurmanı sağlar, ilerlemeyi görünür bir zincir olarak gösterir ve en önemlisi kaçırılan günü affeder: haftalık pas hakkı ve aylık onarım kredileriyle bir günü atladığında zincir sıfırlanmaz, kaldığın yerden devam edersin. Amaç kusursuz bir seri değil, sürdürülebilir bir süreklilik. Bir günü kaçırmak normaldir; iki gün üst üste kaçırmamak ise gerçek beceridir. Alışkanlığı sürdüremiyorsan suçlu senin karakterin değil, seni ilk sürçmede terk etmeye iten katı sistemdir.