Kaçırılan bir günün asıl tehlikesi davranışın kendisi değil, tetiklediği düşüncedir: mahvettim, o zaman bırakayım. Bu, hepsi ya da hiç tuzağıdır ve tek bir günü haftalarca süren bir çöküşe çeviren şey tam olarak budur.
En güçlü kural şudur: asla iki kez üst üste kaçırma. Bir günü atlamak bir kazadır; iki günü atlamak yeni bir alışkanlığın başlangıcıdır. Bu yüzden odaklanman gereken tek şey ertesi güne dönmektir — mükemmel bir performansla değil, en küçük sürümle bile olsa. Beş dakikalık bir versiyon, sıfırdan sonsuz kat daha iyidir çünkü kimliğini korur: sen hâlâ bunu yapan kişisin.
Bir günü önceden kaçıracağını biliyorsan, bunu suçlulukla değil planla karşıla. Planlı bir mola, kontrolsüz bir çöküşten tamamen farklıdır.
Zinciri Kırma bu mantığı sisteme gömer. Bir günü kaçırdığında zincirin sıfırlanmaz; bunun yerine pas hakkını kullanarak o günü koruyabilir ya da geçmiş bir kopuğu onarım hakkıyla tamir edebilirsin. Kaçırılan bir gün kırmızı ve utandırıcı değil, dürüstçe bölünmüş sessiz bir halka olarak görünür. Ve geri döndüğünde uygulama bunu ilk dönüş rozetiyle kutlar — çünkü asıl mesele hiç sürçmemek değil, sürçtükten sonra devam etmektir.