İnsanlar net bir cevap ister — üç gün, yirmi bir, altmış altı — ama bir alışkanlığı kırmak, dolunca biten bir sayaç değildir. Alışkanlık bir döngüdür: bir ipucu, bir ödül veren bir rutini tetikler. Rutini basitçe silemezsin, çünkü ipucu ve arzu yerinde kalır ve ateşlenmeyi sürdürür. Yalnızca iradeyle bırakmanın çoğu zaman günler içinde başarısız olmasının nedeni budur.
Kalıcı yaklaşım, çıkarmak değil yerine koymaktır. Aynı ipucunu ve ödülü koru, ama rutini değiştir. Stres (ipucu) seni rahatlama (ödül) için bir sigaraya (rutin) sürüklüyorsa, o rahatlamanın hâlâ bir kaynağa ihtiyacı vardır — kısa bir yürüyüş, nefes çalışması, bir sakız. Beyin bir boşluktan çok bir ikameyi çok daha kolay kabul eder.
Bunun ne kadar süreceği birkaç şeye bağlıdır: alışkanlığın kaç yıldır prova edildiğine, ipucunun ne sıklıkla ortaya çıktığına, arzunun ne kadar güçlü olduğuna ve ortamın hâlâ eski davranışa davetiye çıkarıp çıkarmadığına. Tetikleyiciyi çevrenden kaldırmak — atıştırmalıkları evden çıkarmak, uygulamayı silmek — süreci saf çabadan daha çok kısaltır.
Bu yüzden bir bitiş çizgisine geri saymak yerine, ipucuna yeni rutinle karşılık verdiğin günlerin serisini izle. Zinciri Kırma'da kaçınma tipindeki bir görev, her temiz günü dövülmüş bir halka olarak ele alır ve zincir, yerine koymanın nasıl tuttuğunun dürüst kaydı olur. Bazı alışkanlıklar birkaç haftada gevşer; derin oyulmuş olanlar aylar alır. Güvenilir biçimde işleyen sihirli bir gün sayısı değil, daha iyi tepkinin — eski alışkanlığın değil onun — otomatik olan hâline gelene dek tutarlı tekrarıdır.